Vatan hainlerine son uyarı! (15.05.2007 Tarihinde yayınladığım ancak hiçbir basın kuruluşunun yayınlamaya cesaret edemediği yazım.)

By erdoganmert

KIRMIZI ALARM
SON UYARI

Vatana ihanet Kurtuluş Savaşımızı kaçınılmaz hale getiren zamanlarda bile bu derece yoğun değildi. O zamanlar vatanı satmak için uğraşanlarda bile bir utanma vardı, el altından yapmaya uğraşırlardı. Şimdiyse bu bir maharet gibi üstelik gevrek gevrek sırıtarak yapılıyor. Satmanın bile bir mantığı vardır, size ait olanı verir karşılığında karşı tarafa ait olan bir şeyi alırsınız. Bugün vatanı satanlar, alıcılara gereken kaynağı bile bizim cebimizden çalarak veriyorlar, bizim paramızla bizim Vatanımızı almalarına hizmet ediliyor. Tarihimizin en karanlık dönemlerini masum kılan bir aymazlık yaşıyoruz.
Ekonomide düzelme diye yutturulan durum aslında yabancıların yatırım kılıfıyla üç kuruş para getirmeleri, peşkeş çekilen korkunç faizlerle vatandaşımızın alın terini sömürüp varlıklarını katlamaları içindir. Çok daha vahim olmak üzere, yine bizden aldıklarıyla, ellerini ceplerine sokmadan yakında peş peşe satışa çıkarılacak can damarlarımızı satın alacaklardır. Hiç kaypaklık etmeden, bizim emeğimizi sömürmeden direk devredilse bile daha namuslu bir şey yapılmış olurdu. Arap-İsrail savaşı sırasında vurmak için gittiği İsrail askerlerine tankını satan, aldığı parayı sayarak geri dönerken sırtından sattığı tanktan çıkan mermiyle vurulan, az önce aldığı para sattığı düşman tarafından geri alınan, komik gibi görünen ama aslında hazin, arap askeri durumundan farklı değil içinde bulunduğumuz durum.
Kadınların başını kapatma çabalarına yarım yamalak, belli belirsiz itiraz ediyormuş gibi yapan herkes çok daha vahim birşeyi, yapanların tam da istediği gibi atladılar. Kadınların başından daha vahimi milletin gözlerinin, kulaklarının, yüreklerinin örtülmesidir! Suç ortağı medya çalışmakta olan beyinleri de uyuşturmakta, ağlanacak halimize güldürmektedir. Tarih tekerrür etmekte, Osmanlı’nın can çekişme dönemlerini hatırlatmaktadır. Ben de bunu yapanlara Kurtuluş Savaşımızda vatan hainlerine ne olduğunu hatırlatırım! Ulu önderimizin çok güvendiği gençlik, maalesef nasıl kazanıldığını önemsemediği parayla aldığı kotun poposuna iyi oturup oturmadığından başka bir şeyle ilgilenmemektedir. Kızlarımız erkekleri baştan çıkarma parmağında oynatma, çok erkeğin koynuna girmiş olmakla yarışır, gencecik yaşında nereden geldiğini önemsemediği parayla estetik ameliyat olmak için sıraya girmiş durumdadır. Fakir ana babalar geçim derdi canavarının pençesinde çırpınır durumdalar.

Bütün temel değerlerimiz televizyonlar vasıtasıyla sulandırılıp alaya alınmaktadır. Vatan hainleri adına son kalan “vatan aşkı, namus, hak, adalet” duygu kırıntılarını insanların yüreklerinden silmek için duraksız çaba içindedirler. Din kisvesi altında inanç sömürenler sonunda sadece paraya secde eder bir toplum yaratmaktaki hedeflerine neredeyse varmışlardır. İmanı, namusu, vicdanı, ahlakı olmayan bir toplum olmamıza, sonuçta her şeyimizle köleliğe hazır hale gelmemize az kaldı, çok az kaldı!
Bir zamanlar, bir savaş çıksa da vatan savunmasına mecbur kalsak, sokaklar boşalır bir tane erkek kalmaz hepsi gönüllü asker olur, hatta kadınlarımız onlardan aşağı kalmaz diye düşünüp rahat uyurduk. Hiçbir zaman emellerinden vazgeçmeyen düşmanlarımız da bunu bilir ve bizden çekinir, uzak dururlardı. Ama şu güne bakın ki, bir savaş çıksa herkes kendisini kurtarmaya bakar, gönüllülük bir yana, orduya ihanet emelleriyle sızmış silah altındakiler bile kaçacak delik arar haldedir.
Bütün bunların sonucu olarak ben, Ata’mın öldüğünü sanıp rahata erdiklerini, istedikleri her şeyi yapmaya devam edebileceklerini sanan tüm vatan hainlerini son defa uyarıyorum. Tek başıma, benim gibi düşünen ve hisseden tek bir kişi daha yokmuş gibi kabul ederek, vatanım uğruna can alıp can vermeye her an hazır olduğumu açıkça beyan ediyorum! Ata’mın emri, onun ağzından çıktığı günkü tazeliği ve sıcaklığıyla son nefesime kadar yüreğimde ve beni yönlendirmeye devam edecek!
Birinci vazifem, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetimin ve istikbalimin yegâne temeli budur. Bu temel, benim en kıymetli hazinemdir. Bugün dahi, beni bu hazineden mahrum etmek isteyen dahilî ve harici bedhahlarım var. Bu gün, istiklâl ve Cumhuriyet’i müdafaa mecburiyetine düştüm, vazifeye atılmak için, içinde bulunduğum vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmüyorum! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür ediyor. İstiklâl ve Cumhuriyetine kasteden düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessilidirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmek, bütün tersanelerine girilmek, bütün orduları dağıtılmak <******> ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmek üzere. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içindedirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid ettiler. Millet, f(i)kr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş durumda. İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifem, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğum kudret, damarlarımdaki asil kanda mevcuttur!
Erdoğan MERT
Istanbul, 15 Mayıs 2007

Etiketler: , , , , ,

Yorum Yapın